Sağlık Hizmetleri

ALERJİ MEVSİMİ GELDİ!

ALERJİ MEVSİMİ GELDİ!

İlkbahar mevsimiyle birlikte doğanın canlanmasıyla alerjiler de gündeme gelmeye başlar. 

Bilinen hikâye; güzel bir nisan günü. Kuşlar cıvıldıyor. Hava mis gibi. Bitkiler çiçeğe durmuş. Sizi bekleyen ise bahar heyecanı yerine saman nezlesiyle sulanmış gözler.

İşte bu güzel mevsimin tadını çıkarabilmek için mevsimsel alerjileri ve alınacak önlemleri bilmek gerekiyor.

Alerji nedir ?

Alerji, solunum ya da temas yoluyla kişinin maruz kaldığı çeşitli maddelere karşı bağışıklık sisteminin verdiği reaksiyon olarak tanımlanabilir.

Temel Alerji Çeşitleri Nelerdir ?

Alerji denince çoğu kişinin aklına hemen saman nezlesi gelir. Yaygınlık bakımından saman nezlesi açık ara önde olduğundan, bu normal bir durumdur. Ama lateks eldiven kullanmaktan arı sokmasına kadar hemen her şey alerjik tepkiye yol açabilir. Sonuç olarak bir alerjiler dünyasının içindeyiz. Aşağıda bunların kısa bir özetini bulacaksınız.

* Saman nezlesi. Bu terimin tıbbi adı alerjik rinittir ve alerjik nezle olarak da bilinir. Solunum yoluyla alınan alerj enlerden kaynaklanır; hapşırma, burun akıntısı, gözlerde kaşınma, burun tıkanıklığı gibi sıkıntı verici belirtilere yol açar.

Alerjik rinitin iki temel tipi vardır: Mevsimsel ve mevsimsel olmayan (pereniyal). Mevsimsel rinitte alerjik tepkiler yılın belirli zamanlarında ortaya çıkar. Örneğin polen yoğunluğu arttığında ya da havada çok fazla küf bulunduğunda, mevsimsel alerjiler de tırmanışa geçer.

Mevsimsel olmayan rinit yıl boyunca sürebilir. Çünkü alerjiden sorumlu alerjen hiç yok olmaz. Örneğin, toz akarları denen mikroskobik parazitler yılın 365 günü evinizden eksik olmaz. Bunların salgıları bazı kişilerde polene ya da küfe verilen tepkilerin aynısına yol açar. Kimileri kedi, köpek gibi ev hayvanlarının (ayrıca insanların) her zaman çevreye saçtıkları kıl-deri döküntülerine karşı çok duyarlıdır. Bazı kişiler daha nahoş şeylere, özellikle sivrisinek ve hamamböceklerinin tükürük ve salgılarına karşı alerjik tepkiler gösterebilir.

Alerjik nezlenin iyi yanı genellikle denetim altına alınabilmesidir. Evinizde sorun yarattığı anlaşılan bir şeyi ortadan kaldırabilir ya da daha az temas edilecek duruma getirebilirsiniz. Örneğin, beslediğiniz hayvanla geçirdiğiniz süreyi kısaltabilir, bulunduğunuz odalardaki polen ya da küf miktarını azaltabilirsiniz.

* Astım. Bu durum özellikle çocuklarda yaygındır. Nedeni tam olarak bilinmiyorsa da, alerjilerle ve birçok vakada muhtemelen genetik yapıyla çok yakından ilişkilidir. Saman nezlesine yol açan küf, polen ve ev hayvanlarının kıl-deri döküntüleri gibi birçok şey astım atağını tetikleyebilir. Bu durum geliştiğinde, akciğerlerdeki geçitler şişip daralır. Bunlar aynı zamanda mukusla dolar. Dolayısıyla solunum son derece güçleşir.

Neyse ki, alerjenden sakınmayı bilir ve doğru ilaçları kullanırsanız, astımı denetim altına alabilirsiniz. Astım ciddi bir hastalıktır; ama sürdürdüğünüz hareketli yaşama son vermeniz gerektiği anlamına gelmez.

* Besin alerjileri. İyi bir akşam yemeğine kötü bir tepki vermekten fenası yoktur. Besin alerjileri mide spazmları, bulantı, ishal, kusma, kurdeşen, hışıltılı soluma ve hatta astım atakları gibi belirtilere yol açacak ciddiyette olabilir. Ama gerçek besin alerjileri aslında çok ender görülür. Sıkıntı yaratan tepkilerin çoğu bulaşık yiyeceklerin ya da vücudun sindiremeyeceği besinlerin yenmesinden (besine tahammülsüzlük) kaynaklanır. "Besin zehirlenmesi" ve besine tahammülsüzlük sonucunda korkutucu belirtiler gelişse de, bunların histamin salınmasıyla, dolayısıyla alerjilerle bir ilişkisi yoktur.

Bazı kişilerde belirli yiyecekler alerji oluşturur. Besin alerjilerinin çoğu yerfıstığı, buğday, soya ürünleri, yumurta akı ve inek sütünden kaynaklanır. Bu alerjilere genellikle laboratuvar incelemeleri yaparak ya da "eleme yöntemiyle beslenme programı" uygulayarak, yani düzelme olup olmadığını belirlemek için bazı besinleri dışlayarak tanı konur.

* İlaç alerjileri. En yaygın ilaç alerjisi penisiline karşı gelişir; ama kişiye göre her ilaç alerjik tepkilere yol açabilir. Bu ilaçların başlıcaları antikonvülzanlar (havale ilaçları), ensülin ve lokal anesteziklerdir. Besinlerde olduğu gibi, ilaca karşı tepkilerin de çoğu gerçek alerjilerle ilişkili değildir. Örneğin, milyonlarca kişi aspirine tahammülsüzlük gösterir. Bu kişilerde kurdeşen dökme ve hışıltılı soluma gibi alerjiye benzer belirtiler gelişebilir; ama alerjik tepki ortaya çıkmaz.

İlaç alerjilerinin çoğu hafiftir. Deri döküntüsü en sık rastlanan tepkidir ve yaygın kullanılan alerji ilaçlarıyla tedavi edilebilir. Bazen durum denetimden çıkar ve gelişen tepkiler çok ciddi boyutlara varır. Bu nedenle ilaç alerjilerine karşı uyanık olmalı, hekiminizi de mutlaka bilgilendirmelisiniz.

* Böcek ısırması ve sokması. Sivrisinek sokması çoğumuzu kaşındırır, arı sokması da canımızı acıtır. Ama her yüz kişiden bir-iki kişide böyle olaylar çok ciddi sonuçlar doğurur. Şiddetli alerjik tepkilerin başında öldürücü anafilaksi gelir. Böceğe alerjisi olanlar yanlarında acil ilkyardım ilacı taşımalıdır. Zaman yitirmeden yapılacak bir adrenalin iğnesi, anafilaksi gelişmeden alerjik tepkiyi engelleyebilir.

* Temas dermatiti. Deri alerjisi olarak da bilinen temas dermatiti bazı maddelerle temas sonucunda gelişir. Örneğin, bitkilerden sümbül, lalenin özellikle soğanı, bamya, ağaç kabuklarındaki likenler (ortak yaşayan yosun ve mantarlar), sarımsak, ayrıca ısırganotunun yakıcı tüyleri de alerjik tepkilere yol açar.

Deri alerjileri yalnız bitkilerden kaynaklanmaz. Takılarda, kemer tokalarında sık kullanılan nikel gibi metaller alerji yapabilir. Tıpkı eldivenlerde kullanılan lateks gibi. Makyaj malzemeleri, saç boyaları ve hatta deodorantlar bile bazı kişilerde deri döküntülerine yol açabilir. Deri alerjisine bağlı döküntüler genellikle geç tepkilerdir; ortaya çıkmaları için alerjenle temasın üstünden 24-48 saat geçmesi gerekir.

* Atopik dermatit. Egzama olarak da bilinir. Bu deri sorunu gerçek bir alerjik tepki değildir. Ama atopik dermatitlilerden yüzde 70?inin ailesinde, solunum ya da beslenme alerjisi öyküsü bulunur. Egzamalı çocukların yaklaşık üçte birinde saman nezlesi ve diğer solunum alerjileri gelişir.

En yaygın alerjilerden söz ettiğimizi yine hatırlatalım. Unutmayın ki hemen her madde birilerinde alerjiye yol açabilir. Ama saman nezlesi gibi solunum alerjileri kıyas kabul etmez bir yaygınlığa sahiptir. O nedenle solunum alerjileri ayrıntılı bir incelemeyi hak ediyor.

Alerjinin net tanımlanması için alerji testi mi yaptırmak gerekir? Ne kadar vakit alan, nasıl bir işlem bu ve sonuçların doğruları her zaman kesin midir? Alerji testi dışında başka ne gibi uygulamalarla alerji tespit edilir? 

Kişinin yakınmalarının hangi allerjen nedeniyle olduğunu ortaya koymak için iyi bir öykü ile irlikte allerji testleri yapılabilir. 

Allerjenler hem deri testleri ile hem de kan alınarak yapılan testlerle tesbit edilebilir. Deri testleri ile 20 dakikada sonuç alınabilir. Kan testleri ile daha uzun sürede (24-48 saat gibi ) netice alınabilir. Önemli olan sadece elde edilen test sonuçları değil, elde edilen test sonuçları ile hastanın şikayetlerinin uyum içerisinde olmasıdır.

Mevsimsel alerjik rinit tedavi gerektirir mi, kendi haline bırakabilir mi? 

Mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) sıklıkla polenlere karşı oluşan bir bağışıklık sistemi reaksiyonudur. Kişinin söz konusu mevsimi rahat geçirmesi amacıyla polen mevsimi başlamadan 2 hafta önce ilaç tedavisine başlanması ve mevsim süresince ilaçlarını kullanılması önerilir. Mevsim sona erdikten sonra ilaç tedavisi kesilebilir. Allerjisi olan hastanın kendi haline bırakılması kişinin hem hayat kalitesini bozar hem de başka sağlık problemlerine (sinüzit, çocuklarda orta kulak iltihabı, uyku bozuklukları gibi) yol açabilir. Unutulmamalı ki mevsimsel alerji adolesan dönem ve genç erişkin hastalığıdır, yani okuyan ve çalışan kişilerin hastalığıdır. Dolayısıyla tedavi edilmediği takdirde kişinin okul ve iş performansı etkilenir.

Mevsimsel alerji dönümleri ne zamandır?

Mevsimsel alerji dönümleri iklim özelliklerine göre değişebilir. Sıklıkla çim poleni alerjisi ilkbahar aylarında ortaya çıkarken, yabani polen allerjisi sonbahar aylarında da görülebilir. Ancak ılıman iklimlerde bu durum daha da uzun sürebilir.

Alerji genetik olabilir mi? Anneden, babadan kalıtımsal olabilir mi? 

Alerji genetik bir hastalıktır. Özellikle anne tarafında olması halinde çocukta ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir. Tabii hem anne hem babada olursa risk daha artar.

Sizce stres, alerjiyi tetikleyen sebepler arasında sayılabilir mi? 

Bağışıklık sistemini etkileyen bir faktör olarak stres alerji semptomlarını da tetikleyebilir.

Alerjinin sebepleri psikolojik olabilir mi? Tedavi sürecinde ne gibi yollar denenmektedir?

Alerjik nezle tedavisinde allerjenlerden korunma, ilaç tedavisi (antihistaminikler ve kortizonlu burun spreyleri gibi) ve seçilmiş hastalarda aşı tedavisi uygulanmalıdır.

İlaç tedavisinin yan etkileri var mıdır, tüm alerji ilaçları uyku yapar mı yoksa bünyeye ve ilaca göre bu etki değişir mi ya da azalır mı? 

Günümüzde kullanılan yeni nesil antihistaminiklerin uyku verici etkisi yok denecek kadar azdır. Yine de bünyesel farklılıklar olabilir. Ayrıca bir antihistaminik kişide uyku verici etki yaratıyorsa başka bir antihistaminik denenmelidir. Kortizonlu burun spreylerinin sistemik emilimi çok düşük olduğundan bu ilaçlarda doktor kontrolünde (doktorun önerdiği doz ve sürede) olmak kaydıyla rahatlıkla kullanılabilir.

Her alerji sorunu olan iğne tedavisi görebilir mi yoksa bu tedavi ağır alerji vakalarında mı uygulanıyor? İğne tedavisi kesin çözüm ve kurtuluş sağlıyor mu? Olası yan etkileri var mı? 

Her alerji sorunu olan iğne tedavisi (aşı) göremez. Burada hastanın semptomları, sebep olan allerjen ve hastanın aşı tedavisi sürecine uyum gösterip göstermeyeceği çok önemli faktörlerdir. Ayrıca iğne tedavisi her ne kadar sebebe yönelik tedavi de olsa kesin çözüm değildir. Ayrıca bu konuda deneyimli kişilerce iyi seçilmiş hastalarda uygulanmadığı sürece hayatı tehdit edici yan etkileri olabilir.

Aleriji tedavi edilmezse ve kendi kendine geçmesi beklenirse ileride daha ağır vakalar ve sorunlara yol açabilir mi? 

Bu kişiden kişiye ve sebep olan allerjene göre değişebilir. Örneğin basit bir mevsimsel nezlesi olan da yakınmalar zaman içinde gerileyebileceği gibi, yoğun yakınmaları olan ve özellikle ev tozu akarı olan kişide daha yoğun yakınmalar hatta astım gelişebilir.

Alerjik astım, alerjinin ağırlaşmış bir versiyonu mudur yoksa semptomlar kendini direkt alerjik astım olarak da gösterebilir mi? 

Allerjisi olan hastalarda astım şikayetlerini beklemek çok normaldir. Astımın önemli bir bölümünde altta alerjik bünye vardır. Tetikleyici faktörlerle birlikte astım şikayetleri ortaya çıkabilir. Hiçbir yakınması olmayan bir kişi direkt olarak allerjik astım olarakta karşımıza çıkabilir. Allerjik bireylerde astım çok hafif olarakta seyredebilir.

Alerji, alerjik astım ve astım arasında ne gibi farklılıklar vardır?

Alerjik olanlarda bronşlarında aşırı hassasiyet vardır. Alerjik maddeye ( allerjen) maruz kalındığında sadece öksürük olabildiği gibi, ağır solunum sıkıntısına kadar gidebilen astım atağı da ortaya çıkabilir. Alerjik olmayan astımda ise herhangi bir allerjen olmasa da astım atağı olabilir. Şikayetler ve bulgular aynıdır ancak altta yatan neden bir allerjene maruz kalmak değildir. Psikolojik bir problem dahi astım atağı yaratabilir.

 

ALERJENLER (ALERJİ OLUŞTURAN FAKTÖRLER ) NELERDİR ? 

Herhangi bir şey alerjen olabilir. Polenler, gıdalar, mantar, toz, hayvan tüyleri, kimyasal maddeler, bazı ilaçlar ve çevresel iritanlar allerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Saman nezlesi polenler nedeniyle oluşur. Türkiye'de en sık rastlanılan allerjen çim polenleridir.

Bazı alerjenler her zaman vardır. Ev tozu akarı, evcil hayvanlar, gıdalar, bazı kimyasal maddeler gibi. Bu allerjenlerin yol açtığı belirtiler sıklıkla kış aylarında evler kapalıyken artar.

Küf mantarları da polenler gibi alerjik reaksiyonlara neden olurlar. Hem ev içi hem ev dışında bulunurlar. Ev içi bitkileri, nemli bölümler, banyo mantarların bulunduğu yerlerdir.

Renkli veya kokulu çiçekler nadiren alerjiye neden olurlar.

Kedi ve köpek alerjisi olan kişilerin semptomlarının en aza indirilmesi için neler tavsiye edilebilir? Evinde bu evcil hayvanları besliyorlarsa ve veremeyeceklerse ne önerilebilir ? 

Hayvan tüylerinden korunma için tek geçerli yöntem hayvanın evden uzaklaştırılması ve bütün halı, yatak takımı ve mobilyaların vakum-temizleyici ile temizlenmesidir. Ancak yine de kedi allerjenleri tam olarak temizlenemeyebilir.Bir evin kedi allerjenlerinden arınması için en az 20 hafta gereklidir. Her ne kadar kedilerin sık yıkanması, allerjen sayısını azaltsa da, bu uygulama hafta da bir yapıldığında yararlı bir sonuç alınmamıştır. Evcil hayvanlar evden uzaklaştırılması hasta tarafından kabul edilmiyorsa, en azından yatak odasının ya da evin dışında tutulmalıdır.

Havadaki küfe, toza çeşitli bakterilere alerjisi olan kişiler için neler tavsiye edilebilir? 

Ev tozu akarlarında etkili korunma sağlamak için yatak odası ve oturma odasından halı kaldırılmalıdır. Mobilyalar haftada 2 defa vakum temizleyiciler ile temizlenmelidir. Allerjisi olanlar mümkünse temizlik yapmamalı, yapmak zorunda iseler de temizlik esnasında ve sonrasında 15 dakika maske takmalıdır. Klimalar nem oranını düşürdükleri için ev tozu akarı sayısını azaltırlar. Nemlendiricilerin kullanımı ise kısıtlanmalıdır. Hastanın yatak odasında ki yatak, yastık ve yorgan allerjen geçirmeyen kılıflar ile kaplanmalıdır. Eğer yatak eski ise değiştirilmesinde yarar vardır. Kuş tüyü ve yün yastık ve yatak yerine sentetik olanları tercih edilmeli ve yatak takımları ev tozu akarları ve yumurtalarını öldürmek amacıyla her hafta 600'de yıkanmalıdır. Çocuklar tüylü oyuncaklarıyla uyumamalıdır. Tüylü oyuncaklar vakum temizleyiciler ile temizlenmeli ya da derin dondurucuda(-20 derece) bir gece bırakılmalıdır. Temizlenemeyen tüylü oyuncaklar yatak odasından uzaklaştırılmalıdır. Hafif ve kolay yıkanılabilir perdeler seçilmelidir. Mobilya döşemelerinin etkili temizliğini sağlayacak bir yöntem henüz yoktur. Plastik, tahta veya deri mobilyalar tercih edilmelidir. Binanın yaşı ve yapısı, bodrum katının olması, ısınma şekli ve nemlendirici ya da klimaların kullanılması gibi çeşitli faktörler iç ortamdaki mantarların miktarını etkilemektedirler. Rutubetli evler, bodrum katı, banyo, küvet ve lavabolar mantarların üremesi için uygun ortamlardır. Mantar hassasiyeti olanlar nemlendiricilerden uzak durmalıdırlar ya da nemlendiriciler çok sık temizlenmelidirler. Ortamın rutubeti azaltılmadığı sürece, iç ortamdaki mantar miktarının kimyasal yollarla kontrol edilmesi mümkün değildir.

Çeşitli parfümlere ve sabunlara cilt alerjisi olan kişilere neler tavsiye edilebilir? 

Deri allerjik reaksiyonlardan fazlaca nasibini alan bir organdır. Deride en sık rastladığımız allerjik reaksiyon, allerjenin temas ettiği lokalizasyonlarda ortaya çıkan ekzema tarzı reaksiyonlardır. En sık deri reaksiyonlarına neden olan maddelerde parfüm, sabun, deterjanlar gibi hepimizin sık kullandığı çevresel maddelerdir. Derimiz temas ettiğimiz bu maddeler karşı zaman içinde duyarlılık geliştirerek kızaran, sulanan, kabuklanan ve kaşınan ekzema dediğimiz reaksiyonlara maruz kalabilir. Tüm allerjilerde olduğu gibi tedavideki en temel prensip allerjenin yaşantımızdan uzaklaştırılmasıdır. Deride oluşan klinik bulgular lokal ilaçlarla kolayca tedavi edilebilir ancak allerjen yaşamımızda ise ekzema reaksiyomnları sık aralıklarla ve şiddeti giderek artarak tekrarlar.

Evdeki halılar, yatak, havalandırma, nemli ortamlar konusunda neler tavsiye edilebilir? 

Hastanın yatak odasında ki yatak, yastık ve yorgan allerjen geçirmeyen kılıflar ile kaplanmalıdır. Eğer yatak eski ise değiştirilmesinde yarar vardır. Kuş tüyü ve yün yastık ve yatak yerine sentetik olanları tercih edilmeli ve yatak takımları ev tozu akarları ve yumurtalarını öldürmek amacıyla her hafta 600'de yıkanmalıdır. Klimalar nem oranını düşürdükleri için ev tozu akarı sayısını azaltırlar. Nemlendiricilerin kullanımı ise kısıtlanmalıdır. Halıların kaldırılması ya da daha ince dokumalı döşemelerin kullanımı pratik olmayabilir. Bazı akarisidler (benzyl benzoate, tannik asid vb.) düzenli kullanıldığında ev tozu akarlarının sayısını azaltmaktadırlar. Ancak etkileri uzun süreli ve dramatik olmamaktadır. Özellikle beton zemin üzerine döşenen halılar daha fazla ev tozu akarı kaynağıdır.

Alerjisi olan kişilere yasaklı sporlar var mıdır? 

Öncelikle bu kişilere en uygun spor yüzmedir. Ancak allerjileri kontrol altında olan kişilere yasaklı bir spor yoktur.

 

ALEJİLERDE TEDAVİ VE KORUNMA

Alerjik belirtilerin kontrolü, birden fazla tedavi yönteminin birlikte uygulanmasıyla sağlanır. Allerjenle karşılaşmanın önlenmesi, ilaç tedavisi ve aşı tedavisi bu yöntemler arasında sayılabilir.

Öncelikle yapılması gereken alerjik yakınmalara neden olan allerjenden uzaklaşmaktır.

Çevrenizdeki alerjenleri uzaklaştırmak için bazı öneriler:

Klimalarda ki filtreleri her ay değiştirin

Polen mevsiminde pencere ve kapıları kapalı tutun

Evinizin içindeki bitkileri uzaklaştırın

Evinizde tüylü hayvan beslemeyin

Kuştüyü yastık, yün yastık, yorgan, yatak yerine sentetik olanlarını kullanın.

Sigara içmeyin ve yanınızda içirmeyin

 

İLAÇ TEDAVİSİ: 

Alerjik rinit tedavisinde en çok uygulanan bir diğer seçenek ilaç tedavisidir. Ancak unutulmaması gereken ilaçların kullanıldığı sürece şikayetler üzerinde etkili olacağıdır. İlaç tedavisi kesildiğinde, alerji belirtileri kısa sürede tekrarlar. Allerjik riniti olanlar alerji mevsimi başlamadan en az 2 hafta önce ilaç kullanmaya başlamalıdırlar.

Alerjik rinit tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar yan etkileri nedeniyle kullanım güçlüğü yaratabileceğinden, bu konuda uzman bir doktora danışılarak kullanılması uygundur. Günümüzde en sık kullanılan ilaçlar antihistaminikler ve steroid spreylerdir.

 

AŞI TEDAVİSİ:

Aşı tedavisi, sebebe yönelik bir tedavi yöntemidir. Ancak aşı tedavisi öncesinde alerji testleri yapılıp, kişinin yakınmalarına neden olan allerjen ya da allerjenler ile tedaviye başlanılması doğru olur. Bu tedavi yöntemiyle alerjik belirtilere yol açan maddeler giderek artan dozlarda uygulanarak, kişinin söz konusu allerjene karşı bağışıklığının sağlanması amaçlanır. Aşı tedavisi ile enjeksiyonlar önce haftada bir, sonra da idame dozuna ulaşıldıktan sonra ayda bir yapılır.

Aşı tedavisi alerji yakınmaları üzerinde uzun süre etkili olan, hatta sona erdirildikten sonra bile etkinliğini devam ettiren bir tedavi yöntemidir. Yapılan araştırmalarda aşı tedavisinin yeni allerjilerin gelişmesini önleyebileceği, çocuklarda astım gelişme riskini azaltabileceği gösterilmiştir. Ancak aşı tedavisi yan etki riskleri nedeniyle bu konuda deneyimli kişiler tarafından ve donanımlı merkezlerde yapılmalıdır.

Son yıllarda aşı tedavisi ağızdan verilen damlalar yoluyla da uygulanmakta. Ancak hangi yöntemin uygulanacağına dair kararı hasta ve doktorun birlikte vermesi daha doğru olur.

 

 

Link : www.aid.org.tr