Doktorumuz diyor ki...

Fruktoz İçerikli Gıda Maddelerinin Tüketimi

Fruktoz İçerikli Gıda Maddelerinin Tüketimi

Bugünlerde hepimizin kulağına çalınan bir tartışma var! FRUKTOZ / Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ). 

Fruktoz, meyvelerde bulunan doğal şekerdir. Çay şekeri ya da 'beyaz şeker' olarak bilinen sakkarozu oluşturan iki temel yapıdan birisidir (diğeri glikozdur). Ticari fruktoz üretiminde hammadde olarak nişasta kullanılmaktadır. Ülkemiz gıda mevzuatına (ve AB gıda mevzuatına) göre de yüksek fruktozlu mısır şurubu "şeker" kapsamı içerisindedir. Katkı maddesi veya yapay bir kimyasal değildir. 

Mısırdan elde edilen fruktozdan zengin mısır şurubu (high fructose corn syrup), başta alkolsüz içecekler (meyve suları, asitli içecekler, sodalar vb.) olmak üzere bütün hazır gıdalarda (kek, bisküvi, çikolata, şekerleme, tüm jöle ve benzeri ürünler, hazır ekmekler vb.) yaygın olarak kullanılmaktadır. Ucuz olmasının yanında, karaciğerde diğer şekerlerden farklı işlenmesi gıda üreticilerine ek bazı yararlar getirmektedir. Tüm bu yararlar tüketiciye ise zarar olarak yansımaktadır.

Hekimlerin penceresinden bakıldığında fruktoz tüketimin patlaması hiç de uzak olmayan bir gelecekte önemli sağlık sorunlarına yol açma potansiyeli taşımaktadır. Meyvelerin içinde doğal olarak bulunan ve meyve şekeri olarak bilinen fruktoz, son 30 yılda gıda sanayinin en çok kullandığı tatlandırıcı haline geldi. Doğal yiyeceklerle alımı yararlı olan bu şeker türünün gıda sanayiindeki kullanımı arttıkça, doğal olmayan yollardan fazla tüketiminin zararları tıp dünyasının dikkatini çekmeye başladı.

Fruktoz, diğer şekerler gibi doyma hissi oluşturmaz ve fruktozdan zengin tatlı yiyecekler daha çok tüketilebilir. Yemeklerden sonra ortaya çıkan ve doyma hissi sağlayan en önemli iki unsur, kan glukoz ve kan insulin düzeylerinin yükselmesidir. Vücut hücrelerinin temel enerji kaynağı olan kan şekeri (glikoz) düzeylerinin yemeklerden sonra yükselmesi, ardından kan insülin düzeylerinin yükselmesine neden olur ve kan şekeri hücrelerin içine girer. Bu mekanizma insanda doyma hissine neden olur ve daha fazla yemek yenmesini engeller. Fruktoz, doyma hissine katkı sağlamamasına rağmen kan şekeri glukoz ile aynı enerji (kalori) yüküne sahiptir. Bu nedenle gıdalarla tüketilen glukoz miktarı azaldıkça ve bununla birlikte fruktoz miktarı arttıkça, bireyde daha geç doyma hissi oluşur ve daha çok yer. Fast-food olarak ifade edilen tüketim kültürünün en önemli unsurlarından bir tanesi budur. Bu nedenle farketmeden tükettiğimiz yüksek fruktoz, şişmanlık ve şişmanlıkla ilgili hastalıkların ortaya çıkmasında yeni bir sağlık tehdidi olarak kabul edilmektedir. Bugünkü verilere göre ülkemizde 8 milyon kadar şeker (diyabet) hastası vardır. Glisemik indeksi yüksek gıdaların tüketiminin artması bu 8 milyona yenilerinin eklenmesi olasılığını da artırmaktadır.

Mısır şurubunun şeker kaynağı olarak kullanımının bir başka sakıncası da GDO bakımındandır. Bilindiği gibi mısır, soya, pamuk ve kanola ile birlikte GDO olma potansiyeli yüksek bitkilerden birisidir. Ülkemizde yaygın olarak tarımı yapılan ve üretiminde dünya dördüncüsü olduğumuz şeker pancarında ise GDO riski yok gibidir.

Tüketicilerin, masum gibi gözüken bu yeni ancak gizli tehdidin farkında olmaları ve özellikle çocukları bu tür ürünlerden uzak tutmaları, şeker, kalp ve damar, şişmanlık ve yüksek tansiyon gibi uzun süreli ve tedavisi zor hastalıkların önlenmesinde alabilecekleri önemli bir tedbir olarak görülmektedir. Bazı ülkeler, bu tür ürünlerin okul kantinlerinde satılmasına önemli kısıtlamalar getirmiştir. Ülkemizde bu tür bir yasal düzenleme henüz olmamakla beraber, Sağlık Bakanlığı konu üzerinde halen çalışmalarını sürdürmektedir.

Özetle; fruktoz içerikli gıda maddeleri üretim ve tüketimindeki artışlar bir yandan toplum sağlığını olumsuz yönde etkilerken diğer yandan da ülkemizde önemli bir geçim kaynağı olan şeker pancarı tarımının geriletilmesi anlamına da gelmiş olmaktadır. Bu durum ülkemiz insanın sağlığına da ekonomisine de zarar vermiş olacaktır.

Sağlık Hizmetleri Koordinatörlüğü