Kayıt Bilgileri
İnsan Kaynakları
Kütüphane
Site Haritası
Bize Ulaşın

      

“Yaşam Pusulası” adlı bu bölümde yaşama ve eğitime dair kısa makalelere yer vereceğiz. Yaşama değer katan kavramların irdeleneceği her biri yaşam ustalarının kaleminden çıkmış bu yazıların, olaylara bakış açılarınızı zenginleştirmesini, yaşamınıza farklı anlamlar ve güzellikler katmasını diliyoruz.


Mesleğimizle Ahlaklı Olmak
Prof. Dr. Ahmet İnam

Mesleğimiz bizim neyimiz olur? Yaşamımızda ne kadar yer tutar? Nedir anlamı bizim için? İnsan olarak bu dünyadaki yerimizin mesleğimizle ne ilgisi var? Mesleğimizin ahlâkla ne ilgisi olabilir? Mesleğimizde mi mesleğimizle mi ahlâklı oluruz?

Mesleğimize olan tavrlarımızı en azından dört ayrı öbeğe ayırabiliriz.İlk tavıra "sevmeme" tavrı diyelim. Mesleğini istemeye istemeye yapan insanların sayısı hiç de az değildir. Sevmeme tavrının çok farklı bileşenleri vardır. Mesleğine saygı duymama, mesleğini ve bu mesleği yapan biri olarak kendini küçük görme, mesleğinden utanma, yaşanabilecek en ağır "meslek sevgisizliği" olsa gerek. Çoğu, sevgisizler, tahammül yoluyla bu olumsuz durumdan kurtulmaya çabalıyorlar; sırtlarında büyük bir yük olarak taşıdıkları mesleklerine katlanmanın bir biçimde yollarını arıyorlar.

Şimdi düşünelim: Mesleğine saygısı, sevgisi olmayan birinin meslek ahlâkı nasıl olacaktır? Kimseyi incitmeden, üzmeden, dürüstlükten ayrılmadan, işini yürütmesi için gerekli olan bilgiyle yetinerek sürdürmeye çalıştığı iş yaşamıyla "kendini sıkarak", "zorlayarak" ahlâklı olunabilir mi? Ahlak özgürlük gerektirir, gönüllülük gerektirir. Hiç kimse zorla ahlâklı olmaz. "Davranışların", ahlâk açısından eyleme dönüşmesi için, özgürlük, özerklik, ahlâklı olma bilinci, ahlâklı olmaya gönüllülük gerekir. Mesleğini sevmeyenlerin tahammülü, bu tahammül odağında gelişen "görünüşte", "davranışta"ki ahlâklılık; bilinç, özgürlük, özerklik, gönüllülük gerektiren "eylem"lerle yürütülmediği için ancak "görünüşte ahlâklılık" olabilir.

Mesleğimize yönelik ikinci tavıra "aldırmama" tavrı diyebiliriz. Bir "ekmek kapısı" bulunmuş, geçim sorunu şu ya da bu biçimde çözülmüştür. Bu aldırmazlar, meslekleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunmaktan kaçınırlar; yargıda bulunmaları için zorlandıklarında ise "işimizi yapıyoruz işte" der, geçerler. Mesleklerine karşı bu aldırmazlıkları, işlerinin dışında ilgi alanlarına yönelerek pekiştirilir.

Bir diğer tavır, bir yönüyle çağımızın kimi iş adamlarında, iş kadınlarında ortaya çıkan "tutkulu" tavırdır. Bu tutkulular, mesleklerine "kör bir hırs"la bağlanırlar; meslekleri yaşamlarının hemen hemen tümünü kaplar; meslekleriyle kendilerini ispat etmek; güçlerini sınamak isterler. Bu kör tutkulu tavırda, zamanın çoğu işte geçmesine karşı, mesleğe kendini "adama" söz konusu değildir! Meslek bir araçtır sadece, güç elde edebilmek, gücünü kanıtlayabilmek için.

Sevme tavrı ise olumsuz diye nitelendirebileceğim bu üç tavırdan farklıdır. Sevmenin de "aşamaları" var. Bilinçsiz sevme, saygın bir "sevme" olmasa gerek! Neden sevdiğinin farkındalığı ahlâk açısından önemlidir. Mesleğe saygı duyma, değer verme, mesleğiyle gurur duyma ile birlikte sürer sevgi süreci. Mesleğe kendini adama ile gelişir. Mesleğini seven mesleğinin yaşayışına, yaşama bakışına yakıştığını düşünür. Mesleği sıradan bir memur gibi yapmaz, mesleği onun bakışına sinmiştir. Yaptığı işten keyif alır, bir sanatçı gibi yaşar işini. Mesleği yaşama biçimi olmuştur. Mesleğiyle var olur. Kendini mesleğiyle aşar. Yaratıcılığını mesleğiyle yaşar.

İster yaşamımızın hemen hemen tümünü kapsasın isterse bir köşesinde dursun, mesleğimiz ahlâk yaşamımızın içindedir. Meslek ahlâkı, mesleğimizdeki ahlâk olarak anlaşılıyor.

Oysa ahlâk, salt mesleğimiz içinde kalamaz, mesleğimizle sınırlı olamaz. Meslek ahlâkı mesleğimizdeki ahlâk değildir; mesleğimizle gerçekleştirdiğimiz ahlâk etkinlikleridir. Başka türlü söylersek biz mesleğimizde değil, mesleğimizle ahlâklı oluruz. Mesleğimiz yaşamımızın neresinde durursa dursun, biz insan olarak ahlâklı isek mesleğimizde ahlâklıyızdır. Ahlâklı olmak, bir yoruma göre ahlâk karakterimize ilişkin bir özelliktir. Tek tek eylemlerin ardında duran kişidir ahlâklı olan, ahlâk karakterinde erdemler taşıyandır.

Kabaca söylendiğinde, bizi biz kıldığını düşündüğümüz, devingen, değişime açık, kendimizle, insanlarla, olaylarla bir arada yaşamaktan doğan ilişkilerimizi belirleyip, değerlerle, değerleri yaşayabilmemize olanak sağlayan özelliklerimizin bir bölümüne ahlâk karakterimiz diyebiliriz. İşte mesleğimizi bu ahlâk karakterimizle yaşarız. Mesleğimizde ahlâklı olup, meslek dışında ahlâksız olmak gibi bir ahlâk şizofrenisi söz konusu olamaz. İnsan eylemleriyle bir bütündür.

Geçmiş Yazılar